0

Bir Dakika Yöneticisi – The One Minute Manager

Posted by mgocean on October 25, 2010 in Kitap, Strateji, Yönetici, Yönetim |


Kenneth Blanchard ve Spencer Johnson’ın yazdığı bu kitap çok akıcı ve etkin bir anlatıma sahip. Bu kitapta verilen yöneticilik metodları ve sırlar uygulamada zorluk çekilecek kadar “sade” olduğunu söylemeliyim;
Kitaba göre, bir dakika felsefesinin ilk sırrı ve temeli;

Bir Dakika Amaçlarının Saptanması :
Çalışanlardan beklentilerin, tam ve net olarak ifade edilmesi ve anlaşılması gerektiğini vurgular. Bu durumu ölçmenin basit bir yöntemi vardır; Çalışanlara ne yaptıkları sorulur, aynı zamanda çalışanlarının ne yaptıkları yöneticilerinden öğrenilir. Her iki liste karşılaştırılır. Bu iki liste paralellik gösteriyor mu?
Çalışanlara verilen her hedef bir kağıdı geçmeyecek şekilde yazılır, okunması 1 dakikayı, kelime sayısı 250’yi geçmez geçmez kısa ve özdür. Size daha önce uygulayı zorlayacak kadar basit olduğunu söylemiştim.

İnsanların hedefini görmesiyle ilgili şu örnek verilmiş; Bowling oynarken topu atmadan devirmeniz gereken labutları görürsünüz ve top labutları vurduğunda (ya da vurmadığında 🙂 ) Kişi amacına ulaşıp ulaşmadığı ile ilgili net bir fikir sahibi oluyor. Birçok organizasyonda yöneticiler, labutların önüne bir perde çekiyor, çalışanın attığı top perdenin arkasında kayboluyor ama labutların devrilme sesini duyabiliyor. Çalışana atışının nasıl olduğu sorulduğunda “Bilmem baya ses çıktı herhalde iyiydi” cevabı alınıyor. Ne kadar motive edici!!!. İyi bir yönetici bu perdeyi kaldırmalı. Peki yöneticiler bu perdeyi neden koyar? Astlarının çok iyi çalıştığının çalışanların kendileri ya da başkaları tarafından görünmesini istemez birçok yönetici. genel görüş, iyi yönetici olmak için astların yanlış yaparken yakalamak gerektiği düşünülür. Astları yanlış yaparken yakalamak için de hedeflerin önüne perde koymak kadar etkili ve kolay bir yöntem olamaz.

Bir Dakika Takdirleri :
Parola: “İnsanların potansiyellerinin tamamını kullanmalarına yardımcı olun. Onları doğru bir şey yaparken yakalayın”. Genelde organizasyonlarda çalışanlar yanlış yaparken yakalanmaya çalışılınır, bu felsefede durum biraz daha farklı. Çalışanlar doğru işi yaparken yakalanınca bir dakika takdiri alınır ve içten 1 Dakika takdiri alır. Takdir aşamasında kişinin omzuna koluna dokunmak mesajın gücünü çok fazla arttırır. İnsanlar kendilerine dokunulduğunda çok etkilenir bu nedenle dokunan kişinin kendilerine karşı çok olumlu hisler beslediğinden emin olmalı aksi halde mesajın gücünü azaltabilir.

Bir Dakika Uyarıları :
Yanlış yapıldığında ya da amaca ulaşılmadığında bir dakika uyarısı verilir. Uyarının, ilk 30 saniyesi hatanın tanımı ve size hissettirdiği olumsuz duygular(üzüntü, kızgınlık, hayal kısırklığı vs.) ifade edilir. Son 30 saniyede de içten övgü ve güven ifadesi ile uyarı tamamlanır. Uyarılar kişisel değil, amaç ve iş odaklı olmalıdır. Öncelikle sert olmak sonra destekçi olmanın daha tutarlı bir duruş olduğu belirtiliyor kitapta. Uyarıların başkalarından duyulan bir olaya göre değil, bizzat şahit olunan bir durumda verilmesinin çok daha etkili olacaktır.

Kitap zamanın ve eforun verimli kullnılmasına da vurgu yapmakta. Einstein’a telefonu sorulduğunda telefon defterinden bakarak söylediğine dair bir anektod vardır. Özellikle bilginin bu kadar kolay paylaşıldığı modern dünyada kolaylıkla erişilebilecek bilgileri ezberlemenin verimsizliğine dikkat çekmekte.

Kitabıın son bölümünde de Yöneticinin başarılı olmak ve başarılı yöneticilerle çalışmak için 3 seçeneğinden bahsediyor;
1. Başarılı Yöneticileri işe almak.
2. Başarılı olma potansiyeli olan yöneticileri işe almak ve eğitmek.
3. Dua etmek.

Başarılı bir gelişimin, net olarak belirtilen hedeflerin zamanla yükseltilmesiyle sağlanabileceğini belirtiliyor kitapta; Gösteri havuzunun çok üzerine çekilen iplerin üzerinden atlayan balinaların eğitim sürecini örnek olarak gösteriyor yazar. Balinaların ilk ip üzerinden atlama eğitimi dersinde ip sizce nereye konuluyor? “Havuzun dibine!”. Balina her ipin üzerinden geçtiğinde ödüllendiriliyor. İp suyun içerisinde biraz daha yükseltiliyor. Balina ipin üzerinden her geçtiğinde ödüllendiriliyor fakat ipin altından geçtiğinde cezalandırılmıyor. İpin üzerinden geçmenin “iyi birşey” olduğunu anlayan balina için artık ipin suyun üzerinde çekilmiş olması bir show malzemesi olarak kullanılıyor. Peki doğru bir örnek mi? Hayvanların eğitim süreci ile insanları eğitmek doğru bir yaklaşı mı? Yazarın bu konuda pek tereddütü yok. Çocukların yürümesi aşamasında adım attıkça onları motive edişimizi, konuştuğunda “Su”ya “Bu” dese bile, onları anladığımızı ve gelişimleri takdir ettiğimizi bu sayede çocukların çok daha hızlı öğrendiğini belirtiyor.

Ceza vermek kitap tarafından çok önerilmeyen bir eğitim yöntemi. Yazara göre ceza verilmesi durumunda insanlar yaptıkları işleri düzeltmek yerine aynı işi aynı yöntemle “yakalanmadan” yapmak konusunda kendisini eğitiyor ve yönlendiriyor. Cezanın insanların hareketlerini kısıtladığı, risk almaktan çekidirdiği ve yaratıcılıklarını baltaladığı aşikardır. Çocuğunuz her yürüme teşebbüsünden sonra yere düştüğünde ona kızarsanız ne kadar daha yürüme teşebbüsünde bulunabilir ki?

Sonuç olara kitabın anafikrini kitapta geçen bir cümle ile ifade etmek isterim;
Amaçlar davranışları başlatır. Sonuçların bilinmesi ise davranışların devamını sağlar…

Tags: , , , , , , , , ,

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Copyright © 2006-2017 Güzel Blog All rights reserved.
This site is using the Desk Mess Mirrored theme, v2.0.3, from BuyNowShop.com.